Skip to content Skip to sidebar Skip to footer

Bir otostop hikayesi: Sen de kimsin kadın?

Şili’nin kuzeylerine doğru yol alıyorum. Sahil şehri Antofagasta’dan 316 km uzaklıktaki San Pedro de Atacama’ya gitmek için otostop çektiğim arabanın penceresinden dışarıyı seyrederken Şili’nin güneyindeki yemyeşil yollar geliyor aklıma. Oraların aksine buralarda etraf çalı çırpı kaynıyor. Ne de olsa Dünya’nın en kurak çölüne doğru yol alıyorum. Deniz seviyesinden yukarıya doğru çıkmaya başladığımız için her kilometrede nefes alış verişim zorlaşmaya başlıyor.
Antofagasta’da Couchsurfing aracılığı ile evinde konakladığım Francisco, San Pedro de Atacama’da görmem gereken yerler üzerine tavsiyelerde bulunurken o bölgeye otostopla seyahat etmenin zor olabileceğini söylüyor. Nedenini sorduğumda ise Bolivya ve Arjantin üzerinden uyuşturucu kaçakçılığı yapıldığını, bu nedenle sürücülerin arabalarına birilerini almaktan çekindiğini söylüyor.

Her geçen gün ilerleyen İspanyolcam sayesinde otostop çektiğim araçtaki kişilerle diyaloğumda artıyor. Sohbet ede ede yolu bitiriyoruz. Francisco’nun otostop çekmenin zor olduğu üzerine söyledikleri aklımda, San Pedro de Atacama’ya giderken araç bulabildiğim için ne kadar şanslı olduğumu düşündüğüm sırada yolda otostop çeken başka bir kadın görüyoruz. Aracın sahibine bakıyorum, o da bana “Alalım mı ne dersin?” diye soruyor. “Araç senin aracın, karar senin kararın, ama ben olsam alırdım” diyorum. Hem kadın, hem otostopçu dayanışması yapıyorum kendimce. Adam yavaşlıyor, aynadan bakıyorum kadın koşa koşa arabaya doğru geliyor. Bir heyecanla kapıyı açıp büyük sırt çantamı koyduğum arka koltuktaki boşluğa oturuyor. Kadına halini hatırını sormak için arkamı dönüyorum. 50 yaşını geçmiş bir kadın, kollarında bir sürü bilezik, boynunda sayısız kolye. Kulakları küpelerin ağırlığından uzamış, upuzun tırnaklarındaki ojelerin bir çoğu çıkmış. Konuşmaya başladığında gözümü alan altın dişleri ile enteresan bir karakter olduğunu düşünüyorum. “Nasılsın, iyi misin?” der demez kadın bana iltifatlar yağdırmaya başlıyor, şoföre dönüp “Ne şanslısın, ne güzel kadın, eşin mi sevgilin mi? diye soruyor, adamla aynı anda birbirimize bakıp “Yok canım, ben de otostop çektim sizin gibi.” dememle, kadının beni soru yağmuruna tutması bir oluyor. Nereden geldiğim, nereye gittiğim, kiminle yolculuk yaptığım soruları sonrası kadın aralarda “Karnın aç mı? Bak ben de meyve var ister misin?” diye sormaya başlıyor. Otostopla seyahat ederken araçtakilere genellikle yalnız seyahat ettiğimi söylemiyorum. Belki komik/saçma gelebilir fakat ufak hikayeler yaratarak kendimce bir önlem alıyorum. Mesela “Arkadaşım beni gideceğimiz yerde bekliyor” diyorum. Kimisine evliyim, eşimde gideceğimiz yerde beni bekliyor diyorum, annemden hatıra alyansımı göstererek 🙂 Özellikle Şilili bir eşim olduğunu söyleyince biraz yabancı yenge havasında yolculuk yapabiliyorum 🙂 O günkü hayal dünyamın yaratıcılığına ve aracın sürücüsünün tavrına göre hikayem değişiyor. Ama şunu söylemeliyim ki Şili’de otostopla yolculuk yapmak oldukça yaygın ve rahat.

Neyse efenim, bu hanım abla soruları ile artık beni tedirgin etmeye başlıyor. Yanında oturduğu çantamın benim olup olmadığını soruyor. Çantamın sağına soluna bakıyor, bir yandan da konuşmasına ve sorularına devam ediyor. Kadının yanındaki büyük sırt çantamda değerli hiç bir eşyam yok, hepsi küçük çantamda yanımda. Değerli eşya dediğimde pasaportum, cep telefonum, netbookum, banka kartım ve 5000 Şili Pesosu (Yaklaşık 7 Dolar). Bir gözüm onda, bir gözüm çantamda arkaya dönüp bakmaktan boynum ağrımış bir halde yola devam ediyoruz. Kadın kameram olup olmadığını soruyor, olmadığını söylüyorum. “Telefonun var mı?”diye soruyor. Parasız ve telefonsuz yolculuk yaptığımı söylüyorum, o an aracın sürücüsü ile göz göze geliyoruz. Adam da şaşkın ve tedirgin gözüküyor kadının tavırlarından, “Neyin nesidir?” diye gözlerimizle birbirimize soruyoruz adeta. “Fotoğraf çekilelim” diyor kadın, çantasından küçük bir fotoğraf makinası çıkartıyor. Fotoğrafımı çekmek istiyor, yüzümü çevirip fotoğraf çekilmekten hoşlanmadığımı söylüyorum. Bu arada ben de aralara sorular sıkıştırmaya çalışıyorum. Nerde yaşar, ne iş yapar? Kadın önce San Pedro Atacama yakınlarındaki Calama’da yaşadığını söylüyor, kısa bir süre sonra Puerto Montt’ta yaşadığını söylüyor ve telefon numarasını elime iliştiriyor. Yine soruyor “Aç mısın, bak ben de meyve var, vereyim mi yer misin?” Artık cevapta vermiyorum. Sadece yan aynadan kadını görmeye çalışıyorum. Kadın çantasını sürekli karıştırıyor. Tam olarak göremediğim birşeyler çıkartıyor, bakıyor, tekrar içine koyuyor, tekrar karıştırmaya devam ediyor. Tedirginliğim giderek artıyor. Hani şoförden tedirgin olacağım aklıma gelirdi de başka bir otostopçudan tedirgin olacağım aklımın ucuna gelmezdi. Arada şoförle bakışıyoruz. İkimizde tedirginiz. Calama şehrine yaklaşıyoruz. Şoför Calama’nın girişinde kadına dönüp burada yolculuğunu bitirdiğini şehir merkezine girmeyeceğini söylüyor. “Eyvah” diyorum içimden “Ya benim de kadınla burada inmem gerekirse ne yaparım, ya peşime takılırsa” Şoför yine gözleri ile konuşuyor benimle: “Sen bekle” . İçimden bir “OH” çekiyorum. Kadın kapıyı açıyor ve şoföre ona verebileceği parası olup olmadığını soruyor, vitesin yanında şoförün cüzdanı öylece duruyor, 1000 Şili Pesosu’nun da ucu gözüküyor. Şoför “Yok” diyor, kadın arabadan iniyor. Kapının kapanması ile şoförün gaza basması bir oluyor. 1 dakika boyunca sessizce yol alıyoruz. Sonra şoför bana dönüyor. “Sen alalım demeseydin almazdım aslında” diyor. Suçlarcasına değil tabiki. “Normalde kimseyi aracıma almam seni sırt çantalı görünce aldım.” diyor. Benim ineceğim yere yaklaşıyoruz. İkimizde öyle kasılmışız ki arabadan iner inmez adam hemen bir sigara yakıyor, ben suyuma sarılıyorum. Biraz laflıyoruz, adam arkadaşça bir tavırla param yoksa verebileceğini söylüyor. Param olduğunu, kadından rahatsız olduğum için parasız gezdiğim yalanını uydurduğumu söylüyorum. O an çölün sıcak rüzgarı yüzümü yalayıp geçiyor.Adamla vedalaşıp yoluma devam ediyorum.

“Merhaba Atacama, tedirginlikler içinde sana geldim, rahatlat beni!”

 

 

 

9 yorum var

  • Yusuf
    Posted 12/11/2015 at 12:20

    Vay be… ): Mükemmel. Çok beğendim. 🙂

    Cevapla
  • cemil
    Posted 06/12/2015 at 01:07

    tebrikler ……kıskanıyorum seni……….bolşans diliyorum……

    Cevapla
    • Post Author
      halesargin
      Posted 25/12/2015 at 20:53

      Tesekkurler, darisi senin basina 🙂

      Cevapla
  • mujdat
    Posted 24/05/2016 at 19:57

    Harika bir yazı. İyi yolculuklar.

    Cevapla
  • Özgür erdoğan
    Posted 28/07/2016 at 14:56

    Çok iyiymiş 🙂

    Cevapla
  • Ertuğrul
    Posted 08/08/2016 at 22:43

    Harika,harika,harika başarılar gezmeye devamm darısı başıma

    Cevapla
  • Ömer AYDOĞAN
    Posted 10/08/2016 at 08:33

    Güzel hikaye, yüreğine sağlık.

    Cevapla

Yorum yapın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.