Skip to content Skip to sidebar Skip to footer

Hep bir yerlere, hep bir şeylere yetişme telaşı..

Bu sabah kocaman bir şehrin ortasında tek odalı bir apartman dairesinde dışardan gelen araba kornaları tarafından uyandırıldığımda Müşfik Kenter kulağıma şunları fısıldıyordu:

”Hep bir yerlere, bir şeylere yetişme telaşındasınız değil mi?
Hiç vaktiniz yok, Fast live, Fast food, Fast music, Fast love…
Dikte ettirilen yükselen değerler, in ler, out lar…
Buna benzer bir odada, şanslıysanız gökyüzünü görebilen bir pencere ardında bitecek hepsi.
Dostluğu klavyelerinde, yaşamı monitörlerinde arayanlar, size sesleniyorum!
Hangi tuş daha etkilidir ki sıcacık bir gülüşten ya da hangi program verebilir bir ağaç gölgesinde uyumanın keyfini
Copy-paste yapabilir misiniz dalgaların sahille buluşmasını
İçinizi ısıtan gün ışığını gönderebilir misiniz maille arkadaşlarınıza
Sevgiyi tuşlarla mı yazarsınız
Öpüşmek için hangi tuşlara basmak gerekir
Ya da geri dönüşüm kutusunda saklanabilir mi kaybolan zaman
Doğayı bilgisayarlarına döşeyenler, neden görmezsiniz bahçedeki akasyanın tomurcuklandığını
Ve ıslak toprak kokusu var mıdır dosyalarınız arasında
Koklamak, duymak, dokunmak, yok mu yaşam skalanızda
Bilgi toplumu oldunuz da, duygu toplumu olmanıza megabaytlarınız mı yetmiyor.”

1 Yorum

  • özge
    Posted 05/06/2017 at 10:06

    Pazartesi sendromu yaşanan bir iş sabahına bahar kokusu getirdiniz, satırlarınızla ruhumda tomurcuk açtınız. Teşekkürler. Sizi sosyal medya hesaplarınızdan takip etmeye çalışıyorum. İçten gülümseyişinizi umarım hiçbir şey soldurmaz. Yolunuz hep açık olur. Bazen hayat karşısında kendimi kurmalı oyuncaklar gibi hissediyorum, sanki pil hiç bitmeyecekmiş gibi koşturup duruyoruz. Neye ve kime yetişeceğimizi bilmeden. Satırlarınız arada durmak, yavaşlamak ve nefeslenmek gerektiğini hatırlattı.

    Cevapla

Yorum yapın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.