Skip to content Skip to sidebar Skip to footer

Peru’da Bir Hırsızlık Olayı

Peru’nun Amazonlar bölgesine gitmek üzere yola çıkmıştım. Başkent Lima’dan 17 saatlik otobüs yolculuğu ile Amazonlar bölgesinde yeralan Pucallpa şehrine vardıktan sonra bu şehrin yakınlarında yaşayan Şaman bir ailenin yanına yerleştim, bir süre birlikte onlarla yaşamak, amazon bitkileri ile yapılan bitkileri tanımak ve bu bitkilerle yapılan şifa ayinlerine katılmak için.

Yaşlısı-genci birarada 15 kadar kişinin tek çatı altında yaşadığı bir yer. Tek çatı mimarisini size şöyle açıklayayım kafalarınızda netleşmesi için; hindistan cevizinin uzun  yapraklarının biraraya gelmesiyle bir çatı yapılmış güneşten korunmak için, bir de ahşap zemin var. Duvar kısımları boş. Çevredeki bir çok ev aynı tarzda. Her yerden hamaklar sarkıyor.  Gece olunca herkes bir hamağa kıvrılıyor, hamak bulamayanlarda yere bir şiltenin üzerine. Sivrisinekler ortada cirit atıyor. Aile üyeleri İspanyolca konuşmayı biliyor fakat kendi aralarında Amazonlar bölgesine ait dillerden biri olan Shipibo’yu konuşuyorlar. İspanyolca ile uzaktan yakından benzerliği yok.

Eve geldiğim ilk gün daha bismillah demeden ev halkının bir kısmı hemen önüme kendi elleriyle yaptıkları elişi çanta, kıyafet ve takıları serdiler satın almam için. Bütçelerine katkı sağlamak için ufak bir çanta aldım. Aradan kısa bir süre geçtikten sonra kucağında ağlayan bebeğiyle yanıma gelen evin gelinlerinden biri çocuğunun hasta olduğunu ve ilaç alması gerektiğini, bu yüzdende elinde tuttuğu masa örtüsünü satın almamı rica etti. Bir tarafta ağlayan bir bebek, diğer yanda masa örtüsü. Hiç ihtiyacım olmayan bir şey, alıpta çeyize mi koyayım 🙂 Masa örtüsünü başkasına satmasını söyleyerek,  ilaç parası için bütçem dahilinde katkıda bulundum.

Ailenin evinde konaklama ve onlarla birlikte yiyip-içmek içinde belli bir ücret ödemem gerektiğini daha önce konuşmuştuk. İlk gün bankadan para çekip, ailenin evine geri döndükten sonra ev halkı ile sohbete dalınca parayı ödemek aklımdan çıktı. Ertesi sabah çok erken bir şekilde ailenin tarlasına gitmek üzere yola çıkarken aileye ödemek için çektiğim parayı bir sürü ıvır zıvırın olduğu küçük bir çantama koyup, yattığım yerdeki diğer eşyalarımla aynı yere bırakıp , kendi harcamam için ayırdığım parayı yanımda sürekli taşıdığım cüzdana koyup evden ayrıldım.

Tarlaya ulaştığımızda, ailenin 75 yaşındaki büyükannesi tarlanın içinde bulunan yine tek çatılı yapıyı gösterip, yapının tamire ihtiyacı olduğunu ve maddi yardımda bulunup bulunamayacağımı sorunca güzel bir dille çok param olmadığını ifade ettim.

Neyse efenim, 4-5 saat kadar tarlada çalıştıktan sonra eve döndük, “Hazır aklımdayken  şu parayı aileye vereyim” diyerek parayı koyduğum çantaya elimi attım.  “O da ne?” Paranın yerinde yeller esiyor! Adım gibi eminim buraya koyduğumdan, 10 kere daha çantayı gözden geçirdim. Benimle tarlaya gidenlerden biri olan ailenin damadını kenara çekip durumu anlattım. “Bi soralım bakalım eve yabancı birileri girip çıkmış mı?” deyip yanımdan ayrıldı. Tek çatının altında Shipibo dilinde konuşmalar… Sonra sessizlik… Yaklaşık yarım saat kadar kimseden ses çıkmadı. Çantamı hazırladım, herkesin elini sıkıp evden ayrıldım. Bu da böyle bir hikaye olarak olarak yoldan çıkan hikayeler arasına girmiş oldu.

Yorum yapın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.