Bir çok kişi için Peru demek, Machu Picchu demektir! Bense 2 ay önce Peru’ya bisikletimle ayak bastığımda And Dağları’nda yeralan 6.768 m yükseklikteki Peru’nun en yüksek dağı olan Huascaran Dağı’nın sesini duydum. Bembeyaz karlarla kaplı zirvesinden fısıldıyordu adeta bana “Buraya gelmelisin!”
Peru’da pedalladığım yaklaşık 2000 kmlik yol boyunca Huascaran’ın sesine kulak verdim, her pedalda biraz daha yakın. Bu hayale yaklaşmak adeta sevgiliyle buluşmadan öncekine benzer bir şekilde kalp çarpıntısı yapıyordu bende!
Huascaran’a çift sayılı kmler kaldığında ulaştım doğa yürüyüşçülerinin, dağcıların, kaya tırmanışı tutkunlarının buluşma noktası olan Huaraz şehrine!
Bisikletim Feliz yola çıkmak, Huascaran ile tanışmak için heyecanından yerinde duramazken onun gerekli bakımını yaptırmak, özellikle frenleri ile sürekli yaşadığım soruna çare bulmak için bisiklet tamircisinin yolunu tuttum. Disk fren sistemine sahip bisikletimdeki fren sorunları henüz 2 aylıkken başlamıştı. Ne yazık ki kısa vadeli çözümlerle 10 aylık bisiklet yolculuğumu geri de bırakmış oldum. V fren yada hidrolik jant sisteme sahip bir bisikletle yola çıkmadığım için kendi kendime söylendim durdum her sorunla karşılaştığımda. Tabi herşey bir deneyim; yaşadım, gördüm, öğrendim!
Bisikletçiyi sıkı sıkıya tembihledim Feliz’in durmak bilmeyen fren sistemini iyice gözden geçirmesi için. Teslim ettikten 2 gün sonra Şili’den beri yanımda taşıdığım yedek fren balataları, 5 aydır kullandığım eskilerinin yerini almıştı. Bisikletçi frenlerle ilgili sorunun giderildiğini Feliz’in artık yola çıkabileceğini söyleyince çantaları hazırlayıp yola koyuldum. Peru’da birlikte pedalladığım Fransız arkadaşım Alexis’e “Huascaran Milli Parkı’nı tek başıma pedallamak istediğimi” söyleyip Peru’nun yağışlı sezonunu açmasına günler kala parka doğru tek başıma pedallamaya başladım.
Tek başıma olmak Huascaran’ı daha yoğun hissetmek, her sesine, her görüntüsüne daha fazla odaklanabilmek demek benim için. Zorlu hava şartları, yükseklik ve keskin virajlarla dolu bu park rotası, 10 aylık bisiklet yolculuğumun da en zorlayıcı yolu olacak. Bu yolda tek başıma pedal çevirmek kendimi aşma konusunda benim için önemli bir öykü olacak aynı zamanda.
Huaraz’da güneşli sabahlar ve dinmek bilmeyen yağmurlu öğleden sonraları ile 1 haftamı geçirdikten sonra parka gitmek için yola çıktığımda hava durumu ilk iki günü yağmur ve kar yağışsız olarak gösteriyordu.
4740 mt ile Dünya’nın en yüksekte bulunan tüneli Punta Olimpica’ya ulaşmak için dağ yollarında eşsiz manzaralar eşliğinde pedallarken güneşin yüzüme gülüyor olması benim için büyük bir şans.
Huaraz’dan başlayıp yine Huaraz’da son bulacak 300 kmlik daire şeklindeki rotayı pedallamaya başladığım ilk gün Carhuaz’da öğlen yemeği molası verdikten ve rampayı çıkmak üzere pedallamaya başladıktan sonra Shilla köyüne ulaştığımda güneşin batmasına 2 saat kadar kalmıştı, O gün için düşüncem Shilla’dan 14 km sonraki milli park giriş noktasına kadar ulaşıp burada çadır kurup konaklamaktı. Shilla’dan ayrılırken bal sağan bir ailenin kızdırdığı arıların hedef noktası ben oldum. Biri omzumdan, diğeri kolumdan ısırınca 7 km daha ilerledikten sonra köyün çıkışında bulunan derme çatma bir lokantanın yanına çadırımı kurmaya karar verdiğimde güneş, Huascaran Dağı’nın bembeyaz karlarla kaplı zirvesini pempeye boyamakla meşguldu.
Elektrikleri olmayan lokantanın sahipleri 35 ve 37 yaşındaki anne-babanın 15 ve 10 yaşındaki oğullarına o gece mum ışığında en çok öğrenmek istedikleri dil olan İngilizce de kendilerini tanıtma cümlelerini öğretmeye çalışırken 15 yaşındaki Jairo, bisikletimi göstererek “Bisikletin çok güzel” İngilizce nasıl söylenir?” diye sorduğunda hiç bisikleti olmamış bu çocuğun hem iyi bir İngilizce’ye hem de en az benimkisi kadar güzel bisiklete sahip olması için dilekte bulundum.
İkinci gün zigzaklar çizerek çıktığım rampanın sonunda, Dünya’nın en yüksekte bulunan tüneline ulaştığımda etrafım gözalıcı buzullarla kaplanmış dağlarla çevriliydi artık.
Dağlara bir süre baktıktan sonra beyazın keskinliği gözlerimi yaşartırken tünele girdim. Dışarısı günlük güneşlik olmasına rağmen, ışıksız tünelin içi yağmurlu, karanlık bir kış gününü andırıyordu. Dağın zirvesindeki karlar eriyerek kayaların arasından süzülüyor ve tünelin içine ulaşıyordu.
1.5 gün boyunca pedallayarak, 2650 mt’den 4740 mt’ye ulaştığım yorucu rampanın ardından, bu tüneli geçtikten sonra 30 km pedal çevirmeden 3380 mt’de bulunan Chacas köyüne adeta kuşlar gibi süzülerek varacak olmanın mutluluğu ile tünelin sonundaki ışığa doğru pedallıyordum. 2 km’lik tünelden günyüzüne çıkınca yine dağların beyazlığı gözlerimi kamaştırdı, yokuş aşağı giderken rüzgardan etkilenmemek için gözlerime gözlüklerimi, ellerime eldivenlerimi, yağmurluğumun içine montumu, yüzüme baffımı geçirdikten sonra kaskımı biraz daha sıkılaştırdım. Km sayacımdaki rakamlar yavaş yavaş artarken adeta dağların arasından süzülmeye başladım. Dağların hoşgeldin şarkılarına, rüzgarın ıslık sesleri eşlik ediyordu. Yoğun trafiğin olmadığı yolda 55-60 km hızla yokuş aşağı inen bisikletim Feliz, bu hızları geçmek için beni zorlarken ellerim yavaştan frenlere dokunuyordu. Tatlı frenler yaparak yol aldıktan sonra – ne kadar zaman yol aldım hatırlayamıyorum, bisiklet üzerinde zaman farklı akıp gidiyor- bir süre sonra tatlı tatlı frenlerime dokunmanın hızımı azaltmaya yetmediğini hissetmeye başlayınca hızlıca kavramaya başladım. 60 km’den 55’km ye indim ama 50’ye inemediğim ilk keskin u dönüşlü viraji dönebildim, ikincisi gözümü yavaştan korkutmaya başladı ama bu sefer daha kolay oldu, köye varmama az bir yol kalmıştı, 3. keskin viraja yaklaştığımda hızımı kesemezsem düşeceğimi yada dar u dönüş olduğu için ileriden araba gelirse bana çarpma riskinin doğduğunu görünce o an aklıma sadece tek bir çözüm geldi; ayağımı yere sürterek hızımı kesmeye çalışırken bisikletim sağa sola yalpalanmaya başladı, kontrolü kaybettiğimde en son hatırladığım yolun soluna doğru uçarcasına ilerlediğimdi. Herşey çok hızlı gelişti! O anları hatırlamıyorum şokun ve korkunun etkisiyle. Kendime geldiğimde kafam adeta göbeğimin içine gömülmüştü, kaskın bağları ise boğazımı sıktığı için nefes almamı zorlaştırıyordu. Kaskı çıkarıp bedenimi doğrultmaya çalışırken yoldan bir araç geçti, beni görüp yavaşlamaya çalıştı, penceresini açıp bana bakarken hayatımda ilk defa “yaşanılan şoktan dolayı konuşamamak” neymiş onu anladım. Öylece bakıp geçtiler, yığıldım olduğum yere, 1-2 dakika kendimi toplamaya çalıştım. Hiç bir acı ve sızı hissetmiyordum, acaba herşey yolunda mıydı yoksa şokun etkisi miydi? Korku içinde ellerim bedenime dokunurken bir yandan da Feliz’in gövdesinin yarısının yolun kıyısında bulunan ve birlikte düştüğümüz su yolunun içinde yarı gövdesinin ise yukarıda adeta iki büklüm kalmış halini farkettiğimde boğazımın düğümlendiğini hissettim.
Yavaş yavaş ayağa kalktım, yürüyebiliyordum. İyice kendime gelmeyi bekledim Feliz’i olduğu yerden çıkartabilmek için. Çantalarımdan biri bir yana saçılmış, diğerleri düştüğümüz yerde tepeteklak olmuş, çantamın üzerine bağladığım termosum uzaklardan bana bakıyor. Feliz’i ayağa kaldırmaya çalışırken ezilmiş, yamulmuş, kırılmış parçalarını gördükçe bedenimde darbe aldığım ezilmiş, sıyrılmış yerlerin acılarını yavaş yavaş hissetmeye başladım. Yolun kenarına Feliz’i ve eşyalarımı koyup, köye ulaşmak için bir aracın geçmesini beklerken kıl payı bu kazadan ucuz kurtulmuş olmanın mutluluğu, bir yandan korkunun hala bedenimin içinde dolanıyor olması ve şokun yarattığı sarsıntıyla oturduğum yerde ağlarken ne kadar süre sonra bir araç durdu hatırlayamıyorum.
Kazazedeyi ambulansa yükler gibi adamlar aracın bagajına Feliz’i yüklerlerken kazadan sonra ağzımdan çıkan ilk cümle “Lütfen dikkat edin O’na” oldu.
Köye sadece 10 km uzaklıktaydım, köye varıp başımı sokacak bir pansiyon bulup yatağa uzandığımda başımda müthiş bir ağrı vardı, kolumu kıpırdatamayacak kadarsa halsizliğim.
Sabah çeneme ve başıma aldığım darbelerin ağrısı, bacaklarımda çarptığım yerlerin ağrısıyla adeta yarışırken uyandım. 10 dakika yürüyerek kaldığım yerden köyün hastanesine ulaştığımda pazar günü olması kaynaklı sadece acil bölümü açık olan kapısından içeri girdiğimde 2-3 kişi de sırada bekliyordu.
Yarım saat kadar bekleme salonunda, bir yarım saat kadar da sedyede yatarak beklediğim doktor geldikten sonra ben kazayı anlatırken doktorda bir yandan nabız ve tansiyon ölçümü, göğüs dinleme işlemlerinden sonra “Burada tomografi yok, kusmaların başlarsa en yakın şehir olan Huaraz’a gidip başka bir doktora görünebilirsin” deyip beni hastaneden uğurladılar.
Huaraz’a geri dönmek için bisikletimi ve eşyalarımı otobüse yüklemiş pedalladığım yolları bu sefer otobüsle geçerken 2 aydır tanışmak için hayalini kurduğum Huascaran Dağı, çevresindeki diğer dağlara yüksek sesle Gabriel Garcia Marquez’in Yüzyıllık Yanlızlık kitabını okuyordu:
“Ölümü umursadığı yoktu, ama yaşam çok şey demekti…”
Şimdi Peru’nun Huaraz şehrinde, vücudumda darbe aldığım yerler ezikler ve sıyrıklar kendi kendilerine iyileşedururlarken, moralimi yüksek tutup bisikletimi nasıl tekrar ayağa kaldırabilirim diye araştırmalar yapıyorum. Burada bulunan 2 bisiklet tamircisi ile konuştum, onarılamayacak şekilde kırılan maşadan bulunduğum şehirde bulamadık, Lima’dan araştırıyorlar, fren sistemini komple değiştirmem gerekiyor, kırılan ön çanta taşıyıcımı yenilemem gerekiyor. Peru’da herşey hem çok yavaş ilerliyor, hem de iyi kalitede, uygun fiyatlı bisiklet malzemeleri bulma sıkıntısı var. Tabi bir de turist olduğum için fiyatları daha fazla yükseltiyorlar Ayrıca ne yazık ki görüştüğüm iki tamircinin de bu işlerde çok profesyonel olmadıklarını görmek “Acaba daha büyük bir şehre mi gidip araştırsam?” düşüncesini aklıma getiriyor. Zaman gösterecek!
Lütfen hem benim için hem de Felizim için dualarınızı, güzel enerjiler göndermeyi eksik etmeyin! ♥
Ve lütfen bisiklet/motorsiklet kullanırken kaskınızı, araba kullanırken emniyet kemerini kullanmayı ihmal etmeyin!
Yaşanacak daha güzel günlerimiz var!
Yorum yapılmamış
çok çok geçmiş olsun..yazıyı okurken sanki ben düştüm..:((
Tesekkurler ♥
Resme bakınca korkunun ve şokun yüzünüzde ki hali her şeyi anlatıyor aslında .Yabancı bir ülkede çok zor bir durumdasınız.Allah yardımcınız olsun. Dualarımız sizinle . En kısa sürede pedallamanız dileğiyle .
Tesekkurler ♥
Halecim çok geçmiş olsun!
Hayatı ve dünyayı her yönüyle deneyimlemek cesaret ve güç ister. Sende her ikisi de var. Bil ki arada mesafe olsa bile yalnız değilsin? Kalbimiz ve aklımız sende.
Kendine çok iyi bak, öncelikle kendine iyi bak zaten:)
Sevgiler…
Tesekkurler Ece, motivsyon kaynaklarimdan birisin ♥
Çok geçmiş olsun kendine dikkat et
Cesaretiniz ve yiğitliğinize şapka çıkarıyorum. Geçmiş olsun. Şans hep yanınızda olsun.
Merhaba cok gecmis olsun.
Ulkemizde bizlere bicilmis o denli kalip varken ve biz kadinlarin her gecen gun o kaliplara girmek icin verdigi mucadeleleri…Yaptiginiz sey deli cesareti. Yurek ister. Tebrik ederim. Izmir den selamlar.
Öncelikle çok çok geçmiş olsun gerçekten çok üzüldüm hatta yazıyı bile okurken korktum.Ben kocaelinde yaşıyorum ve bisitletinizle ilgili herhangi bir parça gönderilmesi gerekirse burdan da araştırma yapabilirim.Size inanılmaz imreniyor ve saygı duyuyorum.Tekrar geçmiş olsun saygı ve sevgilerimle?
Gamze Tanış.
Çok geçmiş olsun 🙁
Çok geçmiş olsun. Ucuz atlatmak tam da böyle bir şey. Sizde kalıcı bir hasar olmaması, diğer herşeyin çözüleceği anlamına geliyor. Moralinizi yüksek tutun ve işlerin nasıl yoluna gireceğini izleyin. Selamlar
Çok geçmiş olsun… Umarım bir an önce sağlığına kavuşursun … Yazıyı okurken sanki seninle beraber bende düştüm …. Felix içinde cok üzgünüm ama bir an evvel fren sistemini değiştirmelisin ve vfrene gecmelisin taze bir tur bisikletçisi olarak ilk öğrendiğim şey buydu diyebilirim…yolun açık olsun güzel insan tekrar büyük geçmiş olsun diyorum
Geçmiş olsun. Muhteşemsiniz.
Tesekkurler <3
Çok ama çok geçmiş olsun. Her daim alıştığımız gülmen gözlerinizden korku,… Öyle üzüldüm ki.. Ama yine de cesaretinizi, azminizi, gücünü takdir ettim.
Dualarım, tüm güzel enerjilerimiz sizinle.. İşiniz rast gitsin…
Ne diyeyim gülen gözlerinizde hep o ışığı görelim.. İİDOLÜMSÜNÜZ…
Devam devam devam…
Yolunuz açık olsun..
Tesekkurler Aysu <3 Seninde yollarin hep acik sansin bol olsun!
Heyecanla ve bol gerilimle okudum; ben sevgili bisiklet Feliz’den çok size endişe ettim açıkçası. Neyse ki durumlar düzeliyor 🙂 En kısa zamanda tamamen iyileşip, Feliz’i de yaptırıp yollara geri dönmeniz için bol bol dualar & pozitif enerjiler sizin olsun 🙂
sevgiler
Tesekkurler Zeynep! Eminim dualariniz ve pozitif enerjileriniz ikimizi de hizli bir sekilde ayaga kaldiracak <3
Çok geçmiş olsun. Bu durumun sizi hiç yıldırabileceğini zannetmiyorum. Tek kötülüğü çok istediğiniz bölgeyi tam anlamıyla görememeniz olmuş. Lima bulunduğunuz yerden 415 km gözüküyor. umarım yakınlarda profesyonel bir bisikletçi bulabilirsiniz.
Beni tanismissiniz 😉 Ne demis zamaninda Nietzsche “Beni öldürmeyen acı güçlendirir.”
Sevgiler <3
Çok çok geçmiş olsun .Benim de en büyük hayalim Peru yu görmek.Yazılarınızı fotoğraflarınızı dikkatle takip ediyorum..Size ve Felix e geçmiş olsun..Size maddi destek olamam belki ama bütün dualarım iyi enerjilerim sizinle.Ben inanıyorum herşeyin üstesinden Felix le geleceksiniz kimse sizi tutamaz..Sağlık Ve Güçle kalın
Banu Alkıncı
Sevgili Banu, tesekkur ederim! Umarim en kisa zamanda hayalin gercek olur 😉 Sevgiler Peru’dan <3
Geçmiş olsun Hale!! İyi dileklerim seninle. Kısa sürede toparlanıp tekrar yollara düşmen dileğiyle.
Sevgiler
Tesekkurler sevgili Ebru <3
Çok geçmiş olsun Halecim… Ne güzel ki, güçlüsün ve yılmıyorsun. Ve hala insanlara umut olmaya devam ediyorsun..
Tatli Tugce’cim tesekkur ederim <3
geçmiş olsun. sen hayattasin ve sağlığın yerinde ya gerisi hallolur üzülme
Tesekkurler! Haklisin herseyin basi saglik 😉
inanılmaz cesaretiniz için sizi ayakta alkışlıyorum…aldığınız mesafe için de sizi kutluyorum..bu arada kazayı bu kadar ucuz atlattığınız için çok sanslısınız..dualarım sizinle…acil şifalar…
Tesekkur ederim iyi dilekleriniz ve dualariniz icin <3
Çok geçmiş olsun. Filiz ve sana acil şifalar.
Tesekkur ederim <3
Yazıyı okurken o kazayı bizzat yaşadım ve çenemde o darbenin verdiği acıyı hissettim. Çok geçmiş olsun ikinize de. Umarım kısa sürede yaraların iyileşir. Sana naçizane tavsiyem daha büyük bir şehre gidip kırılan ekipmanları orada araştırman olur, hem işinin ehli bisikletçi de bulursun. İyi dileklerimle yazımı bitiriyorum iyi haberlerini bekliyorum hiç tanımadığım bisiklet dostum. Okurken gözlerimden yaşlar süzülmüş farkında olmadan..
Tesekkurler, dediginiz gibi buyuk sehir yolu gozuktu bana 😉
Büyük geçmiş olsun dostum. Mala gelsin boşver, sen iyi ol. Gerisi hep teknik detaylar.
Yavaş yavaş toparlanıp yollarda dans etmeye devam 🙂
Canim Gunesim! Tesekkur ederim <3
Saygın,sevgili Hâle Sargın!
Bisikletinizle kaza geçirmenize ailece çok üzüldük.Bütün dileklerimiz en yakın zamanda iyileşip,tekrar yolunuza devam edebilmenizden yanadır.Aslında böyle yüksk süratle yol katetmenizi anlamışda değiliz.Benim en yüksek süratim 40kmh geçmemiştir.Hele hele yüklü olunca arka taraf sallar.Sağlık,esenlik haberlerinizi sabırsızlıkla bekliyoruz.Bize düşen bir görev olursa,seve seve yerine getireceğimizden emin olmanızı temein ederiz.Freiburg/Kirchzarten dan sevgi dolu selamlarımızla,esenlikler dileriz.
Mustafa Şibik ve ailesi.
Size ve ailenize tesekkurlerimi iletiyorum. Eksik olmayin!
geçmiş olsun Hale hanım..
Çok geçmiş olsun Halecim.fotoğrafı görünce yüreğim ağzıma geldi neyse ki ucuz atlatmışsın.kendine çok dikkat et güzellik.seni merakla takip etmeye devam ediyorum.?
heyecanla okudum, çok geçmiş olsun.
Tesekkurler 🙂
Yahu kiyamam size cok uzuldum okurken cok cok gecmis olsun cok guzel bir insansiniz dikkat edin kendinize ne olur.
Kucak dolusu sevgiler yolluyorum <3
Sanki kendimi bisikletin üzerinde zannettim.Geçmiş olsun.Disk frenle bende problem yaşadım.
Allahtan böyle dağın başında olmadı.Tam dağlık alana çıkacağım gün ikisi de boşaldı,tutmadı.
Belki sansliydim.Uzun tura bir daha V fren dışında zor çıkarım.